24 Aralık 2009 Perşembe

kayınvalidemin kayınvalidesinden bana...

'' Ammada yadigar meraklısıymışsın ''diyorsunuz değil mi?Aslında modern şeyleri daha çok severim ama özellikle yatak odamda romantik,güllü dallı tarza bayılıyorum.Ah ah bu aralar bütçeye uymuyor,ben o yatak odasını Englısh Home'a çevirmezmiydim şimdiye kadar.Neyse bu mini dolap kayınvalidemde idi.Aslında tam takım idi.Hele o tuvalet aynası denen şeyin güzelliğini anlatam.Bilenler bilir gerçi o eski takımları.Ben bu parçasını çok beğeniyordum eskiden beri.Zamanla tek tek parçaları attı kayınvalidem.Bir bu kalmıştı.4 sene evvel bir boya badana zamanı tuttu,attı kapının önüne.Hemen organize oldum,Üsküdar'da Bit Pazarı denen yerde İsmail Usta diye bir amca ile konuştum.Aldılar,onardılar .Şu an yatak odamın en toparlayıcı eşyası.İçine kapitone örtüler ,rafların ölçüsünde hurçlar diktim.En üst rafın önünde minik bir korniş var.İçeridekiler gözükmesin diye perdeli imiş herhalde.Benimde incecik bir kumaşa minik bir su taşı gibi bir kanaviçe işleyip asmak var niyetimde.Hoşluk olsun diye sadece.Renk olarak yatak odama uymasada ben çok seviyorum dolabımı.Kayınvalidemde şu an sadece tuvalet masasının aynası var.Kocaman.Benimki ile değiştirecektim ama yer olarak ayna sığmıyor.Başka bir duvara almamda olmuyor şifonyerimi,o nedenle şu askıda bir konu.












iğne,iplikle yeniden,,




Geçen sene almıştım bu gobleni.Kermes malzemelerini alırken.Bedirhan çok beğendi.İlle anne bize işle diye.Küçücük bir şey.Ama bir türlü elime alamamıştım.Geçen hafta Keko 4 gün ateşlendi,evden hiç çıkmadık.Yattık,kalktık beraber.Bu arada nasıl olduysa elime aldım.Bir gazla bitti.Değişiklik olsun diye yün iple işledim.Tam halı gibi oldu.Bakalım ne zaman çerçevelenir.






Bu kasnak ve kumaşta böyle bir yıldır durur.Hazır mulineler ortaya çıkmış bir el attım bakalım.Kitaptan beğendiğim bir gül desenini A3 boyutu büyüttüm.İşlediğimi çiziyorum,bakalım başarabilecekmiyim.Goblen gib gördüğünün üstüne işlemek gibi kolay değil.Ama alışınca çok kolaymış,hele de bu renkliymiş,bu daha da kolaymış diyor Zülfiye.Kız çarpı işi uzmanı oldu.




Bu gobleni 18-19 yaşlarımda almıştım.Daha goblen ne diye bilmiyorum.Ufak tefek kanaviçe işleri yapmışım sadece.Tuhafiyede gördüm aldım.Hangi ip kullanılır bile bilmiyorum.Kendi kafama etamin ipiyle siyah oaln yerlerini işleyip ,atmışım bir kenara.20 yıl olacak.50x110 ebatında.Koca bir şey.Eski işlediklerimi sökmem bile ara ara epey sürdü.Şu an pek yapmaya niyetim yok.Ama bir gün mutlaka diyorum....






Bu da çok değer verdiğim bir parça.Üzerindeki pas ve yırtıklar belli oluyordur.Anneannemin gençliğinde yaptıklarından.Yastık örtüsü mü ne imiş.Böyle neleri varmış,hiçdeğer vermemiş.Bizde değer vermemişiz demek.Şimdi nerde elinin değdiği bir şeyini bulsak hemen başköşeye koyup,rahmetle anıyoruz..























23 Aralık 2009 Çarşamba

Bedo 'nun doğumgünü

22 Aralık salı akşamı Bedo'nun doğum günü idi.O akşam bir türlü yazı yazamadım.Blog girişinde bir sorun çıktı.Ancak bu güne kaldı yazım......Öyle böyle 12 sene geçti gitti.Benim oğlum iyice büyüdü.Ergenus hareketler,kızlar,havalar 1500 derler ya o tripler.İlk doğum gününü düşündüm de tam görmemişin oğlu olmuş hesabı.Anneannede ayrı ,babaannede ayrı,benim arkadaşlarımla ayrı,evde apartmandakilerle ayrı.4 doğumgünü.Yavaş yavaş Bedo büyüdükçe doğumgünleri sadeleşti.O akşam öyle biz bize pastamızı kestik.Benden satranç istemişti,Gökhan gelirken almış.Çok beğendik......Hayırlı yaşların olsun oğlum,hep iyilerle karşılaş inşallah,kardeşinle hep birbirinizi sevin inşallah,seni sevenlerin değerini hep bil inşallah,elindekilere şükretmeyi bil her zaman,Allah her zaman yüzünü güldürsün inşallah...insan çocukları için hep iyi şeyler ister değil mi?Amin diyorum ve aynı dilekleri Kerem ve bütün çocuklar için diliyorum.




















dantel...


Bu gördüğünüz çerçeve Zülfiye'nin daha önce kardeşi Bahar için ördürdüğü kumaşa geçirilecek olan altta gördüğünüz dilimli dantelin .....ne diyorum ben yahu,bu cümle nereye gidiyor.Vel hasıl,ortasında bu çerçeve olan,kenarı dilimli dantelli bir masa örtüsü olacak.Annemle imece usulü ördük.Kumaşa geçmiş halini yakında gösteririm size.Zülfiye durmaz ,hemen yaptırır.Onun gibi başka bir abla var mıdır bilmem.Ben onu 12 yıldır tanıyorum,12 yıldır Bahar'a çeyiz yapılıyor.Bahar'da boş durmadı,okudu,matemetik öğretmeni oldu.Abla -kardeş koalisyonlarını gıptayla seyrediyorum.İnsanın ya bir kız kardeşi olmalı ya bir ablası...Erkek ablası olduğumdan hep bir erkekvariliğim vardır benim.









Ne güzel havlular değil mi?Bunları ve daha bir çoğunu bizim orda bir atölyeden aldım.Çok ucuza hemde.Mallar bitti ,dükkan kapandı.Keşke kapanmasaydı.Aynı malları Englısh Home'da gördüm.




Çoğunu hediye verdim,bitti ,gitti.Elimde kalanlar bunlar.Bu üçünü Hayriye'ye saklıyorum,Allahın izniyle hala olursam tontoşuma vereceğim onları.







Bunlarda kıyamadıklarım.









Bu yaz Rize gezimizde bana verilen bir hediye.Amcamın gelini Derya hediye etti.Yeni tanıştık,geçen kış evlenmişlerdi.Çok güzel değil mi?Basit ve şık bir örnek.Tesadüf pembe hemde.Pembe sevdiğim içine doğmuş herhalde.



















Annemin yaptıklarından.Geçenlerde getirdi.Havlu hediye gelmişti.Hemen kenarını halletmiş.









Bunlarda annemin yeni gözdeleri.Ebatı küçük mutfak havluları kadar.Üzerinde ayak kabartması var.Rengi aslında sarı ama böyle çıkmış.Keko'ya örmüş bunu.













Bunlarda Kastamonu'nu Cide'den gelen meşhur yazmalar.Kırmızısıda var.Ama onu bulamadım.Tabi annem hemen oyaladı kenarlarını.Ben fiskos örtüsü olarak kullanıyorum.




























































Bunu da yıllar evvel örmüştüm.Buraya hiç örtmemiştim.Her ebata uygulanabilir.

































21 Aralık 2009 Pazartesi

orkide hastanesi....

Bu gördüğünüz
beyaz ve sarı orkideler Nurçiçek Ayfer'in dükkanından.Beyaz olanı tam bir amazon modeli.Bir kalın dalı var bir görseniz.Evde böyle bir orkide yetiştirsem önünden ayrılmam saksının herhalde.Sarı olanı da ayrı bir cins.Küçük küçük ,tomur tomur.Yakın plan çektiğimden herhalde büyük çıkmışlar.Ama minik ,minikler.





Gel gelelim bu manzaraya.Adım çıktı orkide iyileştiricisi diye.Kim çıkarıyor bu lafları?kim?kim?kim?(lütfen son cümleyi Geniş Aile dizisinldeki Ulvi tarzında okuyun.)Ayfer bir zamanlar bir tane vermişti dükkanda bozulan bir orkidelerden.O iyileşince şimdi ev bu hale geldi.Yerlerini mi sevdiler bilmiyorum ama buraya gelen orkideler düzelmeye başladı.Tabi daha beter olanlar da var.Onlara yapılacak bir şey yok.Aslında yaptığım bir şey de yok.Sadece her sabah konuşuyorum onlarla.Ne renk olduğunu bilmediklerim var.Rengini soruyorum ,yavru yok mu diyorum. Ve sabırla bekliyorum.Yani bunun çiçekleri soldu deyip geri getirenler oluyormuş Ayfer'e.Biraz sabır gösterip onlar için bol ışıklı bir yer bulsalar ,onlarda muratlarına erecekler ama....Deliye sardım anlayacağınız.Evde yer de kalmadı.Hava soğuduğundan cam kenarına yakın olanlar tomurcuklarında bir pörsüme gösterdiler.İki tanesini salonun camına aldım.O cam kapalı balkon kadar soğuk olmaz diye düşündüm.Kaloriferin sıcağı pek etkilemez inşallah.Salona getirdiklerimden biri pembe açtı.Diğeri süpriz,bakalım ne renk.













Bu en kıdemli orkidem.3 dönemdir açıyor.Çift dal zaten.Ayrıca yandan bir dal daha çıkardı.Her yeni çiçek açışında çekmeye çalıştım .Ama tabi ilk çiçek bu arada soluyor.Yinede üzeri bir sürü tomurcukla dolu olduğundan gözümü alamıyorum.































Bu arada geçenlerde okul müdürümüz Kevser (Olgunçelik) Hanım yakaladı beni.Orkideleri iyileştiriyormuşsun diye.Yeni hastalar geliyor galiba.Ben balkona en iyisi asma kat çıkayım.Müdürümüz de tam bir çiçek hastası.Kaktüs,menekşe,evinde de biriçok kocaman yeşil yapraklı çiçeği varmış.Her fırsatta kaktüs götürüyorum kendisine.Başka bir ortam olsa hakaret sayılır ama Kevser Hanım'a iltifat geliyor.Karışık kaktüs arajmanı yapacakmış.Resmini isteyeceğim.Okulun pencereleri yavaş yavaş sardunya dolmaya başladı zaten.Oraya da el atsam mı acaba.....

16 Aralık 2009 Çarşamba

annemden gelenler...

Annemin taşınma aşamasında bazı ganimetler elde ettim kendi adıma.Tabi bir de artık topla pılını pırtını muamelelerine de maruz kaldım.Kadın haklı.Yıllar evvel nişanlıyken alınmış yığınla gelin dergileri,sonra hamilelik dönemlerinden yığınla bebek bakımı dergileri.Kitaplar,ansiklopediler.Bitmemiş işler,kumaşlar.''Yeter ,atıyorum bunları'' dedi.Kadın haklı.Dönem dönem neye ilgim var sa onunla ilgili tüm dergiler evde.Dikiş kitaplarım,dantel kitaplarım ve yığınla fotokopik desenler,gezi rehberi şeklindeki dergiler,dekorasyon dergileri,şimdi de 3 yıldır devamlı alınan ev-bahçe dergisi ve çarpı işi işleme dergileri.Neyse aldım,atılacakları attım.Falan,filan.




Bu bana göre şahane bavul,taaa annemin çocukluğunda dedemin yurt dışından getirdiği bir bavulmuş.Bir kaç tane idiler hatırlıyorum.Onlarında değerini bilmemişiz. Dedem gemilerde reis denilen işi yaparmış eskiden.2 yıl Amerika'da yaşamış,ingilizce bilen,pipo içen,Lazvegas Ahmet dediğimiz bir Rize'li dede.Köyde yıllar evvel kızlarını okutan tek adam.Annemin köydeki yaşıt arkadaşlarından hiç bir okuma yazma bilmez.Okul çok uzakta imiş ama o yine de teyzemi ve annemi okula göndermiş.''en azından kocalarına iki satır yazı yazabilsinler''dermiş.Çarşafa,nevresime de çok meraklıymış.Bu bavullarda böyle şeyler getirirmiş,perde bile getirmiş annemlerin çeyizine.İşte hikaye böyle.Taşınma sırasında hemen kapıverdim dede yadigarını.





Bu sehbalar da annemde göz koyduklarımdandı.Beğenmiyormuş.Bunu duyar duymaz benimkileri attım arabaya hemen kaptım bunları.Bayılıyorum bu tepsi gibi hallerine.Üzerindeki bakır bakraçta anneannemin .15 yıl evvel köyden getirmişti bana.Daha ne bakırları vardı da geçen sene çayları toplasın diye eve alınan bir aile tarafından bir güzel halledilmiş.Parasında değiliz ,onlar anneannemin yadigarları idi,ona yanıyoruz.


















Buda babamın yıllar evvel en az 30 yıl evvel gemilerde çalışırken getirdiği bir gece lambası.Gerçek fildişi midir bilemem ama değilse de çok kaliteli bir taklit.Bunu hele çöpten aldım diyebilirim.Taşınırkan atmış çöpe.Bıktım diye.İyiki gördüm.

anneme gidenler,,

Geçenlerde çocukların odasında biraz ayıklama işi yaptım.Ah bir de şu oyuncakları biraz kaldırabilsem.Ama hala oynuyorlar.Görünenden başka kutularda katagorilenmiş bir yığın araba v.s.İlk etapta yer açmak adına bu minik koltukları filan kaldırdım.



Bu koltuğu Bedo 1 yaşlarında iken Nurçiçek Ayfer'in eşi Kadir(dede) almıştı.Yaklaşık 12 yıl sürekli kullanıldı.Sadece çocuklar değil,bizde otururduk.Yerde oturma işinde çok rahat oluyor.Kılıfı ayıcıklı filandı,eskiyip yırtılınca bende bu kumaşı alıp yeni bir kılıf dikmiştim 4-5 yıl önce.



Bu araba koltuğuda aynen öyle.Kılıfı yırtılınca çocukların odasına uysun diye salı pazarından aldığım bir yer minderi kılıfını bu hale getirdim.Bu iki koltukta aslında çocukların tv seyrederken ve ps oynarken kullandıkları bir aksesuarlarıydı odalarında.Artık annemde ps oynadıklarından ve annemin terasından girilen Kerem'in delik dediği ps oynama odalarına postalanmış durumdalar.Birazda orda otursunlar.